Yoğun bir günün ardından...
Yıldızlar gökyüzünde boncuk boncuk parlıyor, hafif hafif esiyor rüzgar. Ben ise yorgunluğumun inadına kahvem elimde klavyemin başındayım...
Evin sessizliğine inat dışarıda yoğun bir gürültü var.. Gürültü hayattır aslında. Yaşamı belirtir. Benim ise duymak istediğim tek ses klavyemin tıkırtısı.
Kızım evi terk etti bugün... Şaka yapıyorum elbette daha çok küçük. Dün halasına gitmek için babasından izin istememi rica etmişti. Babası cevapsız kalınca kızdı. "Ben halama gidiyorum! Babam cevap verseymiş" dedi. Küçük isyanlar bunlar biliyorum. Hergün birkaç kez yaşıyoruz. Eee bizde geçmedik mi o yaşlardan? Biz de 11 olmadık mı hiç?
Aslında söylemek istediğim çok şey var onlarla ilgili, ama bugün kısa keseceğim. Yakın bir zamanda Daphne'nin "üçü bir arada"sını tanıtacağım. Tek tek hepsinden söz edeceğim. Onları ne kadar sevdiğimden ve gurur duyduğumdan bahsedeceğim. Ama bu gece değil...
Hiç susmayan kapı zilim gecenin bu saatlerinde sakin. Ben ise yanlızlığın tadını çıkarıyorum... Aslına bakarsanız gecenin bu saatleri dışında yanlızlığı sevmiyorum. Hep kalabalık olsun istiyorum. Sonrada sıkılıyorum.
Sanırım biraz dengesiz, biraz kaçık, ucundan acık şeker, ama kesinlikle sevilen biriyim. Bu gecelik bu kadar çene yeter... Good night everyone...



0 yorum:
Yorum Gönder